top of page

ATATÜRK

  • 6 Eyl 2022
  • 3 dakikada okunur

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk'ü anlattığı “Atatürk” isimli tahlil denemesinde; “Bizim ilk gençlik yıllarımız bir milli kahramana hasretle geçti. Biz; gözlerimizi dünyaya bir bozgun havası içinde açtık. Babalarımız, analarımız, bize Moskof seferlerinden, Rumeli kıyamlarından, Arap isyanlarından ve bunları takip eden ecnebi müdahalelerinden tutuk bir dille bahseder dururlardı. Kaybolmuş ülkelere, gidip de dönmeyenlere, gözleri yaşlı nişanlılara dair yanık halk türküleri bizim ninnilerimizdi ve sonsuz bir milli hâile olan ‘Yemen’ kâbusu, ailelerimiz içindeki gündelik konuşmaların en alışılmış mevzularından biriydi. Erkek evlât sahiplerinin ve yetişkin delikanlıların kafasında sosyal endişe namına yalnız şu vardı: Askerden kurtulmak çaresi… Çocuklar bunun için mektebe verilir ve yüksek tahsile bunun için rağbet edilirdi.” Diye o zamanki şartları bütün çıplaklığı ile anlatır. Manisa sokaklarındaki yaşadıklarının acısını yazar. (1)

Her şeyimizi borçlu olduğumuz Atatürk, bize tanrının bahşettiği en büyük bir mucizedir. Birinci dünya savaşında tükenmiş olarak çıktığımızda, verdiğimiz kurtuluş savaşındaki önderimizdir Atatürk. O zamanlar emperyalizme teslimiyet içinde olanlara karşı durandır. Atatürk tam bağımsız Türkiyeyi kurandır. Eğer Atatürk olmasaydı, bu günleri hayal bile edemezdik. Her şeyimizi ülke olarak borçlu olduğumuz büyük bir önderdir Atatürk.

Türkiye Cumhuriyetinin kurulması bir devrimdir. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Anadolu halkından aldıkları güçle başardılar. Türkiye Cumhuriyetinin 26. Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ “Suçlamalara karşı gerçekler” isimli yazdığı kitapta, “Türkiye Cumhuriyetinin üç temel üzerine kurulduğunu, bunların da Ulus devlet, Üniter devlet ve Laik devlet” olduğunu izah eder. Ortak kültür, ortak dil ve ortak menfaatler bizim ortak paydalarımızdır. Bu ortak paydalar bizi biz yapan değerlerdir. Ortak paydalar ortadan kalkarsa veya zayıflarsa geriye sen, ben kalır” Der.(2)

İşte bundan dolayıdır ki bizi toplayan ve bir araya getiren bir devrimcidir Atatürk.

Turgut Özakman da yazdığı “Çılgın Türkler” isimli kitabın ‘Sonsöz’ünde ise “Milli Mücadele’ye hainlikleri ya da gafletleri nedeniyle karşı çıkanların büyük bölümü Cumhuriyet’i benimsemiş, Osmanlı Devletinin külünden tam bağımsız, yepyeni bir devlet çıkaran Atatürk'e saygı ve minnet duymuşlardır.” Diye yazar.

Bu son sözün son paragrafında da gençlere seslenerek “İstiklal Savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.” Diye sözlerini bitirir (3)

Ayrıca; Şevket Süreyya Aydemir, İsmet İnönü’yü anlattığı İkinci Adam’da; “Türkiye görünürde Yunanlılarla çarpışıyordu ve son taarruzla yenilen Yunan ordusuydu. Ama aslında, bu perdenin ardında yer alanlar, Birinci dünya harbinin galipleri olan büyük devletlerdi. Yanı o günkü dünyanın hakimleriydi. Bunların başında İngiltere vardı. Bu sebeple ve aslında Anadolu, bu dünya hakimlerine ve bilhassa İngiltere’ye karşı savaşıyordu. Mudanya’da toplanan mütareke konferansında da İsmet Paşanın ve onun şahsında Türkiye'nin karşısına çıkanlar, Yunan temsilcileri değil, İngiltere, Fransa ve İtalya işgal ordularının kumandanları olduklarını” belirterek, bu savaşın İngiltere’ye, Fransa’ya ve İtalya’ya karşı da verildiğini ve kazanıldığını anlatır. (4)

Feridun Andaç'ın Prof. Dr. Emre Kongar'la yaptığı söyleşilerini toplandığı “Herkesten Bir Şey Öğrendim” kitabında da anlattıkları bu durumu pekiştirir. “Atatürk I. Dünya Savaşının galip güçleri olan İngiliz, Fransız, İtalya işgal ordularının, Batı’dan yollanan taze Yunan güçlerinin, Doğu’dan desteklenen Ermeni ordularının, içerideki halife yanlısı isyanların ortak saldırısına karşı Kurtuluş Savaşını başarma mucizesini göstermiş bir komutandır. Endüstrileşememiş, yarı sömürge haline gelmiş feodal bir din-tarım padişahlığını, yaptığı devrimlerle evrimleştirmeyi başarmış, laik ve demokratik bir sosyal hukuk devleti olma yoluna sokmuş bir devlet adamıdır. Her iki başarısıyla, Anadolu’da tarihin akışını değiştirmiş bir dâhidir. Bu etkisiyle, insanlık tarihini değiştiren, ona özgün bir sayfa yazan liderdir.” Diye Atatürk’ün özelliklerini çok güzel dile getirmiştir. (5)

Türkiye'nin bağımsızlık savaşındaki başarısı övünülecek, gurur duyulacak bir durumdur. Tanrının bize bahşettiği tarihi bir mucizedir. Dünyanın en güçlü devletlerinin desteklediği Yunanlılara karşı kazandığımız zaferin ötesindedir. Bu zafer tüm dünyanın hayranlığını kazanmıştır.

Atatürk, cumhuriyetimizin kurucusudur. Yapmış olduğu devrimleri ile yepyeni Türkiye Cumhuriyeti yaratmıştır. Onun yeri doldurulamaz. Atatürk'ü ve silah arkadaşları ile şehitlerimiz unutulmaz. Onlar sayesinde bu günlerdeyiz, onların kurup hazırladıkları sosyal devlet sayesinde yatılı okullarda okuduk, burs ve kredi imkanlarıyla yüksek tahsil yaptık. Cumhuriyetin aydınlık yüzü ve Atatürkçülük duygumuz bizlerden hiç eksilmedi. Bu konuda ne kadar söylesek, ne kadar yazsak azdır. 26 Ağustostan, 9 Eylüle kadar her gün yaşananlar tarihimizin kurtuluş savaşıdır. Özet olarak şunu yazmak isterim. 30 Ağustos Zaferi sıradan bir zafer değildir. Bu zafer ile tüm Orta doğu ülkeleri içinde emperyalizmin zincirini kıran Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Bu zafer bu nedenle çok önemlidir.

Bugünkü deneme yazımda, alıntılar yaparak Atatürk ve silah arkadaşlarının yaptıklarını kısaca anlatmak istedim.

Atatürk ve silah arkadaşları ile şehitlerimize minnettarız. Huzur içinde uyusunlar, onları unutmadık, unutmayız.

Hasan OKURSOY 2 Eylül 2020 Yelki

Kaynak; 1-Atatürk Yakup Kadri Karaosmanolu, Remzi Kitabevi 4. Baskı s.11 2-Suçlamalara karşı Gerçekler, İlker Başbuğ, Kaynak Yayınları 4.Baskı 2014 s.197-198 3-Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman, Bilgi Yayınevi 14.Basım, Haziran 2005 s. 687-688 4-İkinci Adam, Şevket Süreyya Aydemir, Remzi Kitabevi, 9. Basım, 2000, s. (205-206)

5-Feridun Andaç, Herkesten Bir Şey Öğrendim Emre Kongar ile Söyleşi, Remzi Kitabevi, 8.Basım 2013, s. 442



bottom of page