top of page

GÜNLÜĞÜM;

  • 21 Eyl 2022
  • 2 dakikada okunur

23 Aralık 2006 Cumartesi;

Ben kitapları okumadan önce; “Kitabın Önsözü”nü okumaya öncelik veririm. Önsözde yer alan bilgiler, kitaba ilgimi ve okuma hevesimi artırır diye düşünürüm. Bu nedenle kitabın önsözü ile eser hakkında yazılanlar benim ilgimi çeker. Doğan Cüceloğlu’nun “Savaşcı” isimli kitabında yer alan “Bir Anı ve Sunuş” yazısı bunlardan biridir. Doğan Cüceloğlu’nun Sevgili Öğretmeni Muazzez Aktolga’ya armağan ettiği bu kitabı ve önsözdeki yazılanları unutmadım. Bakınız bu önsözde neler gizlidir. “Ben yedi yaşında okula başladım. İlk gün öğretmen bir oğlanı cetvelle dövdü; kıpır kıpır yerinde duramayan, bugünkü bilgiler çerçevesinde büyük bir olasılıkla hiperaktif tanısı konacak olan, Şükrü adında ufak bir oğlan çocuğu. Çok korktum. Ertesi gün hastalandım. Sıtma, oldum. Sarhoş iğnecinin iğnesi sinirime geldiği için ayağım kurudu, zayıfladı ve topal oldum. O yıl okula gidemedim. Rahmetli annem bacağıma aylarca sıcak kepek lapası sardı., geceler boyunca kan yürüsün diye o bacağımı ovdu. Ve ayağıma kan yürüdü, can geldi, dokuz ay sonra topal aksak ben yine yürümeye başladım. Ertesi yıl sekiz yaşında korkarak okula gittim. İlk günü güler yüzlü sıcacık bakışlı bir öğretmen bizimle beraber çocuk şarkıları söyledi. “Aferin çocuklar, ne güzel söylediniz” dedi. Ve benim başımı okşadı. Gözümün içine baktı, gülümsedi. Son dersten sonra eve koşarak gittim, yolda coşkuyla şöyle bağırdığımı hatırlıyorum; “Ben okulumu seviyorum, ben okulumu seviyorum.” İki yıl sonra annem öldü. Okula gittiğimde yine aynı öğretmenim başımı okşadı, gözleri nemliydi. Şimdi ben altmış bir yaşındayım. Ve bu satırları yazarken gözlerim nemli. Öğretmenimi özledim. Ne mutlu bana ki öğretmenimin sağlığında ona bu kitabımı armağan etme fırsatını buldum. Sevgili öğretmenim Muazzez Aktolga, bu kitabı size sunmak bana büyük bir mutluluk veriyor. Öğretmenim benim yine başımı okşa. Yine gülerek bak yüzüme, Yine beraber şarkı söyletin bize. Sizin sevgi dolu sözlerinize ve takdir dolu bakışlarınıza hep ihtiyacım oldu; onların yeri başka. Kimse öğretmen gibi bakamıyor, kimse öğretmen gibi sevemiyor, sizin sevginiz bir başka öğretmenim.” Her öğretmen bu önsözde belirtilen gibi öğretmen olmak ister. “Sevgili öğretmenim bu kitabı size sunmak bana büyük bir mutluluk veriyor.” Derken altmış yaşında bir öğrencinizin bütün kitapçılarda size el salladığını görmek ne kadar güzeldir. Andre Gide “Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır” diye boşuna dememiş. Başarısız da olsam en sevdiğim bir uğraşım bu. Tanrıdan dileğim bu özelliğim, son nefesime kadar bende kalır. Tavsiyem hepimizedir. Her gün yaşadıklarımızdan geriye kalan dersler not edilmelidir. Bir gün faydalananlar olur diye düşünürüm.

Hasan OKURSOY



bottom of page